İletişim yaşamımızın en önemli parçasıdır. İletişime doğduğumuz andan itibaren başlayıp, yaşamımız boyunca devam ederiz. Dil, iletişim ve konuşma kavramları çoğu zaman birbirinin yerine kullanılmakta da olsa, bu üç terimin birbirinden farklı anlamları vardır. İletişim, insanlar arasındaki etkileşimdir. Dil, bu iletişimi sağlayan araç; konuşma ise aracı iletme yoludur. Konuşma, sözel dilin seslerle ifade biçimidir ve insanın temel bir biyolojik özelliğidir.
Konuşma terapisinde amaç, doğru seslendirmenin, vurgu ve ritim kontrolünün öğretilmesi, konuşmadaki hata ve bozuklukların giderilmesidir.
Çeşitli yaralanma ve hastalıkların sonucu beyindeki konuşma merkezinin etkilenmesiyle, konuşmada bozukluklar meydana gelebilir. Bu hastalıklar şunlardır: Serebral Palsy, epileptik ataklar (sara nöbetleri), kafa travmaları (kurşunlanma, trafik kazaları, düşme veya çarpmalar), beynin iskemik veya hemorajik hastalıkları (Hemipleji, Quadripleji), Multipl Skleroz, Parkinson, Delirium, Demans, Alzheimer, enfeksiyon hastalıkları (Ensefalit), dil, dudak, damak ile ilgili problemler, doğuştan olan yarık veya yapışıklıklar, sonradan olan solunum kapasitesini ve yutmayı etkileyen olaylar ve kekemelik.
Bu hastalıklarda çok farklı tablolar ortaya çıkabilir. Konuşma bozukluklarında detaylı değerlendirmeden sonra uygun tedavi yöntemleri ve teknikler seçilir ve hastalara uygulanır.