İmajlarla Birlikte Göster

Yazıtipi Boyutu: A | a

Fizyoterapi ve Rehabilitasyon
Ortez/Protez
Mümessillik
Mesleki Danışmanlık
Online İşlemler
İstek ve Soru Formu
Galeri
Basın Odası
Memnuniyet Anketi
Literatür
Faydalı Linkler
Haklarınız
Anlaşmalı Kurumlarımız
Sık Sorulan Sorular

İnsan Kaynakları
İletişim
English



Öngörülemeyen trafik kazaları, düşmeler, spor sakatlanmaları, enfeksiyonlar yanında derinliği fazla olmayan suya balıklama atlama sonucu gençler arasında sık yaşanan omurga yaralanmaları ve kırıkları ülkemizde en ciddi sağlık problemlerinden birini oluşturuyor.

Omurilik yaralanmalarında hastaların sıklıkla yaşadığı sorunlar arasında; özellikle erkek hastalarda cinsel fonksiyon kayıpları, solunum problemleri, idrar yollarında meydana gelen enfeksiyon ve taş oluşumu, kan basıncı düşüklüğü buna bağlı ani tansiyon düşmesi sonucu baygınlık, toplardamarlarda tıkanma ve iltihaplanma, ani hipertansiyon krizleri, hareket ve güç azlığına bağlı olarak kaslarda incelmeler, eklemlerde kireçlenmeler ve tüm bunların yol açabileceği sosyal-psikolojik problemler yer alıyor.

Özsezikli Group’un Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tunç Alp Kalyon ve Uzman Fizyoterapisti Bülent Özsezikli yaşam kalitesini doğrudan etkileyen omurilik yaralanmaları konusunda ilk müdahalenin ve bunun yanında doğru tedavi yönteminin çok önemli olduğunu ifade ediyorlar. Omurilik yaralanmasının yol açtığı tıbbi sorunlara karşı yeterli rehabilitasyon sürecinin nasıl olması gerektiği konusunda bilgilendirici açıklamaları hastalara yol gösteriyor. Örnek vermek gerekirse; Olimpiyat oyunlarının hemen ardından yapılan Paralimpik Oyunlardaki sporcuların çoğunun omurilik yaralanmalı kişiler olduklarını ancak bu gerçeğe rağmen elde ettikleri sportif derecelerle bizlerde hayranlık uyandırdıklarını belirtiyorlar. Bu noktada doğru tedavinin gücünün bir kez daha altını çiziyorlar.


Omurilik yaralanması sonrasında ilk müdahale çok önemlidir.


Ciddi bir yaralanma geçiren hastalara yapılan ilk müdahale çok önemlidir. Özsezikli Group Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tunç Alp Kalyon’a göre örneğin; trafik kazası geçiren bir hastanın araçtan çıkarılması sırasında çok dikkatli olmalı, bel ve boyun aşırı bükülmemelidir. Böyle bir durumda, yetkili tıbbi yardım ekibi gelinceye kadar beklenmeli ve hasta kaza yerinden en yakın hastaneye nakledilirken bel ve boyun bölgesi uygun şekilde tesbit edilmelidir.
Omurilik hasarının erken devresinde ameliyatın gerekli olup olmadığı değerlendirilir. Ameliyattan sonraki dönemde ise mümkün olduğu kadar erken, hastanın henüz yatağa bağlı durumda olduğu günlerden itibaren rehabilitasyona başlamak gerekir.

Özsezikli Group Uzm. Fizyoterapisti Bülent Özsezikli ise rehabilitasyonun uzun ve sabırlı çabalar gerektiren bir süreç olduğunu belirtiyor. Başlangıçta çok zor gelse de, bu çabalar sonunda etkisini gösterir ve hasta yeniden büyük ölçüde bağımsızlığını kazanabilir. Rehabilitasyonun asıl amacı hastanın yaşamını başkasına muhtaç olmadan sürdürebilmesi, ekonomik kayba uğramaması, yeniden çalışmaya başlaması ve toplum içinde her türlü etkinliğe katılabilmesidir. Bu amaca hizmet için teknik donanımı tam bir rehabilitasyon merkezinde tedavi süreci çok önemlidir. Rehabilitasyon merkezinde uygulanan tedavi ve yöntemler kendi alanlarında uzmanlaşmış ekip elemanları tarafından gerçekleştirilmelidir. Hastanın bağımsızlığını artırmak ve rehabilitasyonu hızlandırmak için teknolojik gelişmelerin ışığında sürekli yeni yöntemler ve sistemler geliştirilmektedir. Örneğin yürüme çalışmalarında kolaylık sağlayan yeni breys tipleri ve LOKOMAT (robotik yürüme sistemleri) vardır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Tunç Alp Kalyon, omurilik beynin uzantısı olan sinir yolları demeti olduğunu ve ense kökünden başlayarak bel bölgesine kadar uzandığını önemle altını çiziyor. Çok önemli ve kritik görevleri olan sinir yapıları içermesinden dolayı omurganın ortasındaki kanaldan aşağı doğru iner ve böylece bir taraftan vücudun hareketlerine göre şekil değiştirirken, diğer taraftan darbelere karşı korunmuş olur. Omuriliğin boyu, omurgadan kısa olduğu için, insanlarda 1. ve 2. bel omuru hizasında sona erer; buradan itibaren kuyruk sokumuna kadar giden kanal içinde atkuyruğu şeklindeki sinir uzantılarıyla devam eder.

Omuriliğin en önemli görevi nedir?
Beyinden gelen duyu ve hareket komutlarını kol ve bacaklara iletmektir. Aynı şekilde gövde, kol ve bacaklardan gelen uyarıların da beyne ulaşmasını sağlar. Sinirlerdeki ve omurilikteki iletim görevleri çok hızlı bir şekilde yapıldığından günlük yaşantımız sırasında hiç sıkıntı çekmeden gerekli tüm hareketleri yapabiliriz.

Omurilik yaralanması nedir ?
Omurilik, kemik kanalın içinde korunaklı bir durumda olduğu halde, düşme, çarpma, ezilme veya kırık gibi travmalardan zarar görebilir ve bunun sonucunda “omurilik yaralanması” dediğimiz durum ortaya çıkar. Omurilikteki sinir hücreleri çok duyarlı olduğu için özellikle omurga kırıkları sonucunda çevreye bası yapan keskin kemik kısımlardan etkilenir ve hasara uğrar. Böylece beyinden gelen duyu ve hareket iletilerinin, o seviyenin altındaki vücut kısımlarına ulaşmasını engelleyen yalıtkan bir tabaka oluşur. Omurilik hasarı bel ve göğüs kısımlarında ise her iki bacakta birden kuvvet kaybı olur ve buna “parapleji” adı verilir. Omurilik hasarı boyun bölgesinde ise hem kollarda hem de bacaklarda kuvvet ve hareket kaybı görülebilir ve “tetrapleji” olarak adlandırılır.

Yaralanma sonrası yapılması gerekenler:
Hastanın yatış pozisyonu çok önemlidir. Duyu kaybı nedeniyle, fazla basınca uğrayan yerlerde kolayca yaralar açılabilir. Bası yarası denen bu sorundan korunmak için hastanın yatak içindeki pozisyonu belli aralıklarla değiştirilmelidir. Bunun için gündüzleri saatte bir, geceleri ise iki saatte bir hastanın sağ- sol yanlara veya yüzüstü pozisyona çevrilmesi gerekir. Basıncı azaltmak için özel yataklar ve minderlerden yararlanmak da mümkündür, ancak yine de pozisyon değiştirmeyi ihmal etmemek gerekir. Ayrıca banyo yaparken sıcak su musluğunun fazla açık olmamasına dikkat edilmelidir. Sürekli yatmak zorunda kalan hastaların kaslarında incelme, eklemlerde ise sertlikler oluşması riski vardır. Bu nedenle henüz ayağa kalkamayan hastalarda yatak içinde pasif egzersizlere başlanmalıdır.

Omurilik hasarı sonucu idrar ve dışkı çıkarılmasında da sorunlar yaşanabilir. Erken dönemde hastaya daimi sonda uygulanır. Ancak mümkün olan en kısa sürede daimi sondadan kurtarıp aralıklı sonda yöntemine geçilmesi gerekir. TAK adını verdiğimiz bu yöntemde bizzat hastanın kendisi veya bakıcısı tarafından 4-6 saat aralıklarla mesaneye sonda konur, idrar tamamen boşaldıktan sonra sonda çıkartılır. Dışkı çıkarımı için de her sabah tuvalette oturtularak barsak eğitimine başlanır.


Omurilik hasarının erken döneminde hastanın kol ve bacak kasları tamamen gevşek durumdadır. “Spinal şok” adı verilen bu dönemden sonra yavaş yavaş kasların iç gerginliği artmaya başlar, zamanla kaslarda “spastisite “ denilen aşırı kasılmalar da olabilir.

Hastanın genel durumu uygun olduğu günden itibaren ayakta durma çalışmalarına başlamak gerekir. Uzman bir ekip tarafından yönlendirilen hastada ayakta durma çalışmalarına başlanır. Bacaklarında tamamen güç kaybı olan hastalarda bu amaçla “paralel bar” içinde “breys” adı verilen destekler yardımıyla ayakta durma ve adım atma çalışmalarına başlanır.

Adım atma çalışmaları ilerledikçe hasta paralel bar dışına çıkartılarak günlük yaşantısını kolaylaştıracak hareketler ve transfer aktiviteleri öğretilir. Yataktan tekerlekli iskemleye, iskemleden tuvalete geçişler, günlük bakım ve temizlik faaliyetleri, giyinme, soyunma gibi aktiviteleri mümkün olduğu kadar hastanın tek başına yapması istenir. Bu çalışmalar sonunda, hasar seviyesine ve ihtiyaca göre yapılmış breysler yardımıyla hastalar belirli bir bağımsızlık kazanmış olur ve omurilik hasarına rağmen günlük yaşantılarını yeni bir düzen içinde devam ettirebilirler. Bu noktaya gelinceye kadar dikkat edilmesi gereken en önemli konu, hastanın rehabilitasyonunu engelleyecek yan sorunların ortaya çıkmamasıdır.


Omurilik yaralanmalı hastalarda görülebilen tıbbi sorunları nelerdir?

-Solunum problemleri: Özellikle tetraplejik hastalarda görülür ve yakından izlenmesi gerekir.

-İdrar yolu sorunları: Enfeksiyon ve taş oluşumu sık görülür. Hastanın sıvı alımının ve idrar çıkışlarının düzenli olması çok önemlidir.

-Kan basıncının düşmesi: Uzun süre yatakta yatan hastalar ayağa kaldırıldığı zaman ani tansiyon düşmesine bağlı baygınlık geçirebilir. İlaç tedavisiyle birlikte “tilt table” adı verilen dereceli masa yardımıyla hastaların yavaş yavaş dik duruma adapte olması sağlanır.

-Toplardamarlarda tıkanma ve iltihaplanma: Bacaklarda aniden şişme ile karakterize olan bu durumun acilen tedavisine başlanmalıdır.

-Ani hipertansiyon krizleri: Otonom disrefleksi adı verilen bu durum 6. göğüs omurundan daha yukarıdaki yaralanmalarda olur ve acil tıbbi müdahaleyi gerektirir.

-Kas ve eklem sorunları: Hareket ve güç azlığına bağlı olarak kaslarda incelmeler, eklemlerde ise sertlik ve kireçlenmeler olabilir. Bunları önlemek için uygun egzersizlerin yanı sıra bir takım yardımcı cihazlar da kullanılabilir.

-Cinsel fonksiyon kayıpları: Özellikle erkek hastalar için söz konusudur ve bu konuda uzmanların önerileri alınmalıdır.

-Sosyal ve psikolojik sorunlar: Ciddi yaralanma geçiren her hastada olduğu gibi omurilik hasarlı hastaların da psikolojik desteğe ihtiyacı vardır. Yaralanmadan sonraki dönemde iş ve aile ilişkilerinin yeniden organizasyonu için sosyal hizmet uzmanlarının önerileri dikkate alınmalıdır.

Omurilik hasarında diğer tedavi yöntemleri;

Omurilik hasarı geçiren bir hastanın rehabilitasyonu uzun ve zorlu bir süreci içerir. Bu nedenle, yaralanmanın erken döneminden itibaren hastalar daha çabuk sonuç veren bir tedavi alternatifi aramaya başlarlar. Bu amaçla tüm dünyada çok yoğun araştırmalar ve deneyler yapılmakta, omurilik hasarının tedavi çareleri araştırılmaktadır. Ancak, klinik uygulamaya girmiş ve insanlarda iyi sonuç veren mucizevi bir yöntem şimdilik söz konusu değildir. Son yıllarda adından çok bahsedilen kök hücre tedavileri de henüz araştırma evresindedir, insanlarda ne kadar yararlı olduğu çok tartışmalıdır, üstelik ciddi yan etkileri de olan bir tedavi yöntemidir. Aynı şekilde, çeşitli otlar, vitaminler, ev ilaçları, hiperbarik oksijen ve akupunktur tedavisi gibi alternatif yaklaşımların da omurilik hasarı üzerine ciddi bir yararı yoktur. Bu gibi konularda uzman hekime danışmadan harekete geçmemelidir.

Rehabilitasyon sürecinde nelere dikkat edilmelidir ?

Özsezikli Group Uzm. Fizyoterapisti Bülent Özsezikli rehabilitasyonun uzun ve sabırlı çabalar gerektiren bir süreç olduğunu belirtiyor. Başlangıçta çok zor gelse de, bu çabalar sonunda etkisini gösterir ve hasta yeniden büyük ölçüde bağımsızlığını kazanabilir. Rehabilitasyonun asıl amacı hastanın yaşamını başkasına muhtaç olmadan sürdürebilmesi, ekonomik kayba uğramaması, yeniden çalışmaya başlaması ve toplum içinde her türlü etkinliğe katılabilmesidir.

Bu amaca erişebilmek için bilimsel esaslara uygun kapsamlı bir rehabilitasyon merkezinde eğitim görmek temel koşuldur. Rehabilitasyon merkezinde uygulanan tedavi ve yöntemler kendi alanlarında uzmanlaşmış ekip elemanları tarafından gerçekleştirilmelidir. Rehabilitasyon ekibinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı hekimle birlikte fizyoterapist, rehabilitasyon hemşiresi, hidroterapist, psikolog, uğraşı terapisti, konuşma terapisi, ortez- protez uzmanı ve yardımcı tedavi elemanları ve hasta ilişkileri sorumlusu yer almalıdır. Gerektiğinde diğer branşlardaki hekimlere ve terapistlere de kolayca ulaşılabilmelidir.

Hastanın bağımsızlığını artırmak ve rehabilitasyonu hızlandırmak için teknolojik gelişmelerin ışığında sürekli yeni yöntemler ve sistemler geliştirilmektedir. Örneğin yürüme çalışmalarında kolaylık sağlayan yeni breys tipleri ve LOKOMAT (robotik yürüme sistemleri) vardır. Tekerlekli iskemleye bağımlı hastalar için elektrikli iskemle modellerinin yanı sıra bilgisayar destekli sistemler, günlük yaşamda büyük kolaylıklar sağlamakta ve hastanın bağımsızlığını artırmaktadır. Asistif Teknoloji denilen yeniliklerin sağladığı kolaylıklarla rehabilitasyonda başarılı olan hastalar yeniden çalışmaya başlayarak ekonomik özgürlüklerini kazanabildikleri gibi evlilik yaşamını da sürdürebilirler.

Sonuç; Omurilik yaralanması vücutta bir takım fonksiyonların kaybolmasına yol açmakla birlikte asla dünyanın sonu demek değildir. Omurilik yaralanmasının tedavi ve rehabilitasyonunda en önemli husus, erken dönemden itibaren bilimsel esaslara uygun tedavi ve rehabilitasyon programlarının uzmanlar tarafından planlanması ve hastanın buna harfiyen uymasıdır. Bu kurala uyulduğu takdirde omurilik yaralanmalı bir kişi, önemli eksiklikler olmadan yaşamını sürdürebilir ve toplum içinde pek çok etkinliğe katılabilir.

Böylesine ciddi bir yaralanmadan sonra çok üst düzey yöneticilik yapan, hatta devlet başkanı olan, bilimde, sanatta ve sporda en üst noktalara erişebilen pek çok insan vardır ve bu insanların başarıları tüm insanlara örnek olmalıdır. Dört yılda bir tekrarlanan Olimpiyat oyunlarının hemen ardından yapılan Paralimpik Oyunlardaki sporcuların çoğu omurilik yaralanmalı kişilerdir ve elde ettikleri sportif dereceler hayranlık uyandıran düzeylerdedir.

Azim ve sabırla tüm zorlukların üstesinden gelinebileceğini ve her şeye rağmen hayatın güzel olduğunu hatırdan çıkarmayalım.

ÖZSEZİKLİ GROUP HAKKINDA
Özsezikli Group, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon konusunda farklı bir anlayış çatısı altında kurulmuştur. Fizik tedavi ve Rehabilitasyon alanındaki hizmetlerini evde, ayaktan ve yatarak olmak üzere Darüşşafaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde sürdürmektedir.
Group, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Ekibi, Ortez & Protez, Mümessillik ve Meslek Danışmanlık birimlerini tamamlayarak multidisipliner yaklaşımı ile uzman olduğu konuda en iyi hizmeti hasta ve hasta yakınlarına sunabilmek için çalışmaktadır.
Medikal ekipleri, konularında uzman doktorlar, uzman fizyoterapistler, hidroterapistler, konuşma terapisti, psikolojik danışma ekibi, rehabilitasyon hemşiresi, yardımcı sağlık personelleri, ortez protez uzmanı ve engelli mimarından oluşmaktadır.
Amaç fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında farklı ekip anlayışlarını yayarak, sağlık sektöründe çalışan hastanelere ve kurumlara bu fikri benimseterek, sistem kurmalarını sağlamak ve sürdürmeleri için destek vermektir.
Özsezikli Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Ekibi; evde terapi ve rehabilitasyondan, ayakta ya da yatarak merkezde fizik ve rehabilitasyona kadar, Hidroterapi’den (Havuz terapisi) Lokamat’a (Robot yürüme sistemi) ve el terapisti denilen Handtutor teknolojisine kadar inme, felç, omurilik rahatsızlıklarına sahip çok sayıda hastaya hizmet vermektedir.

Özsezikli Group’un genç kurucularından Uzman Fizyoterapist Bülent Özsezikli ve Uzman Fizyoterapist Güven Çetin, 1998 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümünden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde Uzm. Fzt Bülent Özsezikli “Nörolojik Rehabilitasyon”, Uzm. Fzt Güven Çetin “Ortopedik Rehabilitasyon” konularında uzmanlık eğitimlerini tamamlamışlardır.

Uzun yıllar GATA’da akademik kariyerini sürdüren, 5 yıl süreyle Nato Tıp Komitesi Temsilciğini yapmış olan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Prof.Dr.Tunç Alp Kalyon ve Amerikan Hastanesi’nin Fizik Tedavi Bölümü’nde uzun yıllar bölüm başkanlığı yapmış olan Uzman Doktor Atilla Rıza Atalay Özsezikli Group bünyesinde tedavilerine devam ediyor.